Yedi Güzel Adam

SOKAGA DÜŞEN KiTAPLAR


Ankara'ın maddi imkanları sınırlı okuyucuları kitap satın almaya niyetlendiklerinde
Olgunlar Sokak'a mutlaka uğrarlar. Çünkü; buradaki satıcıların ellerine yok pahasına
geçen ikinci el kitapların fiyatları yenilerine nazaran çok hesaplıdır. Dış görünüşe fazlaca
aldırmıyor, ya da paraya slkışlklığınız sebebiyle aldırmazdan gelmek zorundaysanız;
okunmuşluk, bazen de karanmışlık ve yıpranmışfıktan başka kusurları bulunmayan
neşriyatları bir sıgara ve hatta neredeyse bir simit parasına temin edebilirsiniz.
Aradığınız eseri bulamazsanız bile, içlerine konuldukları karton kutularda alıcı bekleyen
garibanlar arasında en az bir tanesinin gönlünüzü çelme ihtimali yüksektir. Kısmetli
günündeki okuyucu, asıl, nasılolmuş da buraya düşmüş dedirtenine rastadı-ğında ise
hazine bulmuş gibi zevklenir ve yeni sevgilisini başkasına kaptırmak korkusuyla sıkıca
kavrar. Taliplisinin kıymet bilirliğini sezen o kitap da sabırsızlanmaktadır. Aynı günde,
böyle üç-dört eseri sokaktan kurtaran okuyucu evine vardığında, okumaya hangisinden
başlayacağına karar verememenin sıkıntısıyla kıvranacaktır. Üstelik, yarım bıraktığı veya
okuma kararı aldığı başka kitaplar da kitaplığından cilve yapıp durmaktadırlar.
Yakın zamana dek en küçük kağıt paralar arasındayken, en büyük madeni para-lar
arasına katılmak zorunda bırakılan ellibin liranın satın alabileceği bir kitapla karsıla-
şıvermiştim geçen gün. Yaprakları epeyce sararmıştı. Kültür Bakanlığı'nın henüz
'Turizrn'Ie evlendirilmediği bir tarihte, 1981 'de basılan kitabın o zamanki ederi yüzelli
liraymış. Şimdilerde yeni baskısı yapılsa birmilyon liradan aşağı fiyat taşımayacağı kesin
olan bu eser, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun 1920-1922 tarihlieri arasında kaleme
alarak "lkdarn Gazetesi"nde neşrettiği nesirlerden oluşuyor. Milli Mücadele sürerken
yazılan yazıların kimi yerlerinde parentez içinde sırıtan "sansür" kelimesi makalelerin
epeyce budandıklarını gösteriyor. itilaf Kuvvetleri'nin hoşuna gitmeyen cümleleri merak
ettim doğrusu.
Kitapların sokağa düşmesini yadırgarım. Hediye edilmiş, imzalanmış kitapların başına
geldiğinde daha fazla yadırgarım. Bazı ünlü edipler kendilerine gönderilen kitapları çöp
tenekesine atıyorlarmış. Özellikle gençler ürünlerini yayınlattıklarında çoğunlukla ilgi çekmek
gayesiyle birer tanesini hemen isim yapmış yazar ve şairlere postalayıveriyorlar;
böyle olunca, o yazar veya sairden bu emrivakiyi kabullenip gönderilen kitabı ömür
boyu muhafaza etmesini beklemek de zorlama olur. Belki en iyisi, eserdeki ithaf kısmı
karalanmak veya yırtılmak suretiyle iptal edilip istekülere armağan olarak vermek olabilir.
Kütüphanelere göndermek de bir çözümdür. Ama sayfalardaki karalamalar bunların
hiçbirine değmezse ne yapılabilir? Gönderilen kitabının çöp sepetini boylamasını baştan
göze almalı herhalde. işin içine çöp sepeti girince sokağa düşen kitapları şanslı saymak
gerekiryor.
Karaosmanoğlu'nun "Ergenekon"u yazarı tarafından imzalanarak başkasına hediye
edilmiş bir kitap değil. Onu gıcır gıcırken bir okul müdürü öğrencisine armağan olarak
vermiş. Hediyeye layık görülenin duyarsızfığından mıdır, yoksa araya başka saiklerin
girmesinden dolayı mıdır bilinmez, o tarih-ten ondört yıl sonra bir mukawa kutuda alıcı


bekler duruma düşmüş.
Paylaş: Facebook Twitter Google Plus Pinterest Tumblr

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Sitemizde ki içeriklerini Paylaşım sitelerinden derlenerek eklenmistir. Yedi Güzel Adam hakkindaki hiç bir içerik bize ait değildir. İcerik ihlali olduğunu düşünüyorsanız alkan6363@gmail.com.adresine bildiriniz.