Yedi Güzel Adam

Abdurrahman Cahit Zarifoğlu Kimdir? Hayat Hikayesi


Şair ,yazardır.
Babasının görevi nedeniyle Siverek'te (1947) başladığı İlköğrenimini, memleketi olan Kahramanmaraş İsmet Paşa İlkokuluna devam ederek Necatibey İlkokulunda tamamladı.
Ortaokulun birinci sınıfını Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde okudu. İkinci sınıftayken Kahramanmaraş Lisesinin orta kısmına geçti. Lisenin son sınıfında edebiyat ve matematik derslerinden bütünlemeye kaldı. Bu nedenle, 1955'te başladığı lise öğrenimini ancak 1961 yılında bitirdi.
Lisede beklemeli olduğu yıllarda Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde vekil öğretmenlik (1958-59) yaptı.
Bir yıl sonra tekrar Kahramanmaraş'a döndü ve Hizmet gazetesinde çalışmaya başladı.
Cahit Zarifoğlu, lise öğrenciliği yıllarında edebiyatla son derece ilgili bir arkadaş grubunun içindeydi.
İlk şiir ve yazı denemeleri yerel gazete ve dergilerde yayımlandı.
Şiir ve hikayeleriyle Türk edebiyatında yer tutan Rasim Özdenören, Alaaddin Özdenören, Erdem Bayazıt ve Mehmet Akif İnan Maraş Lisesinden arkadaşlarıydı.
Burada başlayan birliktelikleri, hayatlarının ileriki yıllarında Diriliş, Edebiyat ve Mavera dergilerinde sürdü.
1956-59 yularında Yenilik, Yeni Ufuklar, Seçilmiş Hikâyeler, Türk Sanatı, Varlık, Yeditepe, Dost, Pazar Postası gibi dergileri izleyen bu grup, Maraş'ın Sesi gazetesinin sanat sayfasını hazırlayarak orada etkili yazı ve eleştiriler yayımladılar.
Bu arkadaş grubu, Kahramanmaraş Lisesinin yayın organı olarak, Hamle dergisini (1952-56,9 sayı) çıkardı.
1956 yılında kapanan Hamleyi 1958 yılında tekrar çıkardılar.
Ayrıca, Kahramanmaraş'ta çıkan Engizek, Hizmet, Gençlik ve Maraş'ın Sesi gazetelerinde ikişer kişilik gruplar hâlinde sanat sayfaları hazırladılar. Cahit Zarifoğlu, Alaaddin Özdenörenle birlikte Hizmet gazetesinin sanat sayfasını hazırladı.
Zarifoğlu, 1960 yılında çıkışına ön ayak olduğu İnkılâp gazetesinde yaptığı haberlerin yanı sıra günlük yazılar yazdı, sanat sayfası hazırladı. Bu sayfada yazdığı yazılar, çok sonraları, Yaşamak (1980) kitabında topladığı günlüklerinin ilk örnekleridir.
Cahit Zarifoğlu, lise öğrencisiyken Kahramanmaraş Güreş Kulübünde bir suret güreşle meşgul oldu.
Lise son sınıftayken uçmak onun için tam bir tutkuya dönüştü.
1958 yılında katılmaya hak kazandığı bir planör kursuna, annesinin izin vermemesi üzerine, gizli olarak katıldı. Eskişehir yakınlarındaki Türkkuşu Kampında yaz boyunca kurs görerek, Türk Hava Kurumıı Türkkuşu / Millî Model Uçak (B) Sertifikası" aldı.
Jet pilotu olmak istediyse de kulağında çıkan rahatsızlık nedeniyle Hava Harp Okuluna giremedi.
1961 yılında liseden mezun olan Cahit Zarifoğlu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümüne girdi. Kısa bir süre Vefa öğrenci Yurdunda kaldı.
Buradan, Erdem Bayazıt'tın boşalttığı, Eyüp'teki tek odalı bir eve geçti. Daha sonra ağabeyi Sait Zarifoğlu yla birlikte kaldı. 1962 yılında, yaz tatili için geldiği Kahramanmaraş'ta, tek sayı yayımlanabilen Açı (1 Ağustos 1962) dergisini çıkardı. Dergide Cahit Zarifoğlu'nun yanı sıra Rasim Özdenören ve Erdem Bayazıt da birer çalışmasıyla yer aldı.
Üniversite yılları maddi imkânsızlıklar içinde geçti. Birçok işte çalıştı. Bu yüzden üniversiteyi on yılda (1961-71) tamamlayabildi.
1964 yılında Yol dergisinde düzeltmen olarak çalıştı.
1967 yılında, Sezai Karakoç'un günlük yazılar yazdığı Bâbıûüde Sabah gazetesinde teknik sekreterlik yaptı.
Aynı yıl dil kursu için iki aylığına Almanya ya gitti.
1968 yılında Migros şirketinde kısa bir süre tercümanlık, 1969-70 yıllarında Hakimiyet gazetesinde teknik sekreterlik yaptı.
Alman şairi Rilke üzerine hazırladığı mezuniyet tezi bilimsel bulunmayarak reddedildi.
Tezini, arkadaşlarının önerisi ile, ileri sürdüğü görüşleri bazı tanınmış kişilerden alıntılar gibi göstererek kabul ettirdi.
Üniversiteyi bitirdiği yıl girdiği doktora sınavını kazandı, ancak bursu bulamadığı için okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldı.
Kısa bir süre Dalaman Kâğıt Fabrikasında muhasebeci olarak çalıştı.
Aynı yıl altı yedi ay kadar Touring Otomobil Kurumunda çalıştı.
1972-73'te, İstanbul'da, Özel Bilir Kolejinde bir ders yılı Almanca öğretmenliği yaptı.
1973 yılında Goethe Enstitüsünün açtığı dil kursuna katılmak üzere tekrar Almanya'ya giderek iki ay orada kaldı.
1967 ve 1973 yıllarındaki Almanya seyahatlerinde otostop yaparak Avrupa'yı dolaştı. Bu gezinin izlenimlerini günlüklerinde yazdı.
1973-75 yıllarında askerlik görevini yedek subay olarak İstanbul Tuzla, Sarıkamış ve Kıbrıs'ta tamamladı (Nisan 1975).
Askerlikten dönüşünde Makine Kimya Endüstrisinde memuriyete başladığında (1975) otuz beş yaşındaydı.
1976 yılında mütercim sekreter olarak TRT'ye geçti.
Aynı yılın 19 Ağustos'unda, Van müftüsü Kasım Arvas'ın kızı Beraat Hanımla evlendi.Nikâh şahidi Necip Fazıl Kısakürek'ti. Bu evlilikten Betül, Ayşe Hicret, Ahmet ve Arife adında dört çocuğu dünyaya geldi.
1983 yılında TRT İstanbul Radyosuna atandı.
Üniversite öğrenimi için gittiği İstanbul'da Necip Fazıl ve Sezai Karakoçla tanışan, Cahit Zarifoğlu, yazı hayatı boyunca lisedeki arkadaş grubuyla birlikte hareket etti.
Mart 1966'da yeniden çıkmaya başlayan Diriliş dergisi, Cemal Süreya'nın Papirüs dergisi, Memet Fuat'ın Yeni Dergi dergisi ile Türk Dili ve Soyut gibi dergilerde şiirleri yayımlanan Cahit Zarifoğlu, asıl başlangıcını 1965 yılında, haftalık Yeni İstiklâl gazetesinde, Rasim Özdenören'in yönettiği sanat sayfasında yaptı.
Burada Abdurrahman Cem ve Cahit Zarifoğlu imzalarıyla peş peşe on üç şiiri çıktı. Bu şiirlerin tümünü 1967 yılında yayımladığı ilk kitabı İşaret Çocuklarina aldı.
İlk sayısı 1976 yılında çıkan Mavera dergisine kadar şiir ve yazılarını ağırlıklı olarak Diriliş ve Edebiyat dergilerinde yayımladı. Edebiyat çevrelerinde ilgiyle karşılanan ilk kitabı İşaret Çocukları (Aralık 1967)'nı, İnsan Yayınevi adını verdiği bir yayınevinden kendi parasıyla çıkardı.
Kitabı yeterince dağıtamadığı için büyük bir kısmı elinde kaldı. Eylül 1973'te çıkan ikinci kitabım (Yedi Güzel Adam), Türk şiirinde modern epiğin başarılı örneklerinden biri sayanlar oldu.
1977'de üçüncü kitabı Menzilleri, Aralık 1985'te dördüncü kitabı Korku ve Yakanş'ı çıkaran Cahit Zarifoğlu, şiirini temelde îkinci Yeninin kazananları üzerine kurdu.
İkinci Yeniyi birebir tekrarlamak yerine kendi yeniliğinin peşine düştü.
Alışılmadık söz dizimiyle, imge ve bütünlüğe verdiği önemle, başarıyla kullandığı bilinç akışı ve geriye dönüş (flashback) teknikleriyle şiirimize kendi orijinalliğini getirebilen şairlerden biri oldu.
İşaret Çocukları hakkındaki ilk yazıyı Sezai Karakoç yazmıştı.
Ece Ayhan, şiirde yapı sorununu en iyi kavramış şair olarak Cahit Zarifoğlu'nu gösterdi.
Zarifoğlu; Aralık 1976'da Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Mehmet Akif İnan ve Alaaddin Özdenörenle birlikte Mavera dergisi ve Akabe Yayınlarının kurucuları arasında yer aldı. Bu grup, kendilerinden önceki Dîrikşve Edebiyat dergilerinin düşünce çizgisine bağlı kalmakla birlikte, bu dergilerden ayrıldılar.
Zarifoğlu, Mavera'da 1978 yılında başlattığı ve yaklaşık dört yıl sürdürdüğü "Okuyucularla" köşesinde ve Vedat Can imzasıyla Zaman gazetesinde hazırladığı "Dokuzuncu Sütun"larla geniş bir kesime edebiyat ve sanatta yol göstericiliğe soyundu.
Üslûp itibariyle, soğuk bir eleştirmen havasından uzak, mektup sıcaklığında, sohbet edercesine yazdığı bu yazılarda şiir anlayışına ilişkin önemli ipuçları verdi. Mavera dergisinde değişik bölümler hâlinde yayımlanan günlüklerini Yaşamak adlı kitabında bir araya getirdi.
Şiirleri İngilizce ve Arapçaya çevrilen Cahit Zarifoğlu; Yeni Devir, Millî
Gazete ve Zaman gazetelerinde Ahmet Sağlam, Abdurrahman Cem ve Vedat Can gibi takma adlarla günlük yazılar yazdı.
Son yıllarında çocuk edebiyatına yöneldi. Çocuklar için yazdığı kitaplardan Yürekdede ile Padişah adlı eseriyle 1984 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı ödülünü kazandı.
"İşaret Çocukları yeni bir hikmeti arar gibidir. Yaşamaya dayanak olan bir hikmeti. (...) Çocukluktan, hatıralardan ve yaşama parçalarından getirilen dayanaklar, birer hikmet denemeleri olarak şiiri sürdürür, ama en sonda onlar da yıkılırlar. Böylece, her şiir, yeni bir şiire gebe olarak son bulur. Hatta bir yandan masalsı tarihimize, bir yandan sanatsı felsefeye, bir yandan da sanat içi avuntuya çıkılır. Anne ve baba, çocuklar, kadın ve erkek, sevgili çağrılır bu hesaplaşmaya, îki düşünce veya hikmet çizgisi arasına sıkıştırılan küçük diyaloglar işte bu çağrılanların sorgusunu yansıtırlar. (...) Şiir, varlık kaygısının peşinde olduğundan, blok blok idrak edilen cevaplar hâlinde gelişir. Bu yüzden yakın çağrışımlarla değil, aradaki büyük atlamalardan doğma yakınlaştırmalarla kelimeler birbirini bulur."
(Sezai Karakoç)

"İyi şairdi, etik şiirleri de iyiydi. (...) Zarifoğlu'nun şiiri başlangıçta benimkiyle Sezai Karakoç'unki arasında kendine yer arar. O ara bana daha yakın olduğunu söyleyebilirim. Giderek kendini buldu, İsimler sözlüklerinde ve ansiklopedilerde onun 'gizemci' olduğu çok kesin bir biçimde söylenir. Bence o kadar değil. Ya da Zarifoğlu'nun ayırıcı özelliği orada değil. İşaret, onda, aynı zamanda sorudur. Maraşlı delikanlı tavrını hiç bırakmaması, onun bir inançtan çok bir afiye, bir gösteriye ilişkin olmasından kaynaklanıyordu. Mahallesini çok seven ve oradan gelen dayanışma duygusunu bir silah gibi de görmeye başlayan çocuk. Zarifoğlu'nun şiirinde çok şey serüven duygusundan doğmuştur. Serüvenin kahramanı kendisidir."
(Cemal Süreya)

"Cahit Zarifoğlu, benim için sahip olduğumuz itikadı müşterekten, kişisel dostluğumuzdan önce de değerli bir şairdi. Onu 1966 yılında ne dediğini bilen, yaptığı işi ciddiye alan ve düşünceleri uğruna fedakarlığı göze almaktan çekinmeyen biri olarak tanıdım. Sonraları bu düşüncelerim değişmedi Cahit, insan ilişkilerinde (günün moda tabiriyle söylersek) çifte standart uygulamayan bir sağlamlıkta yaşadı. Müstear isim olarak seçtiği Ahmet Sağlam bir bakıma müstear da sayılmayabilir. (...) ömrü içinde bütün şairlerin başına gelen onun da başına geldi. Yani gerçek atılımının hangi istikamete yöneldiğini anlamakta çoğu insan yetersiz kaldı. Cahit'in böyle yetersizlikler karşısında hep olgun bir tavırla anlaşılamamanın iyi taraflarını seçip benimsediğini gördüm. Kendi şiir seviyesi ile kıyas edilemeyecek ortamlarda o yine de anlamayanlara anlayacakları kadarını sunmaktan geri durmadı.''
(İsmet özel)
"Şairin tarafı bellidir. Tavrı da bellidir. Kötü gidişatı eliyle değiştiremediği zaman, diliyle, yani şiiriyle değiştirmeye yeltenir. Şair için şiir dövüş arenası olduğundan, bu dille değiştirme girişimi hadiste belirtilen ikinci sıradan çıkıp birinci sıraya yerleşir. Şair, birinci kitapta insandı; kan ve ilik olarak, ikinci kitapta vahyi algılar. Bağı kuran dağdır. Dağ böylesi bir görevi üstlendiği için şairce hiç unutulmayacaktır. Dağ, şiirde baştan sona daima belirir. Kant'ın güzelle yüceyi ayırışım hatırlayalım. Estetiğin konusu güzel olandır. Sanat eseri estet olandır. Şiir güzeldir. Zarifoğlu güzelliği arka plana atıp yüceliği önceler. Bunun belirgin kanıtı dağ kelimesine yüklenmesidir. Yorumu açık diğer kanıtı ise şiirde güzelliği sağlayan palavradan numaralara yer verilmeyip, özellikle tercih ettiğim Cahit Zarifoğlu'nun sesini bulduğu şiirlerde şiirin gürül gürül akmasıdır."
(Hayriye Ünal)

"Cahit Zarifoğlu'nun, şiirinin bu tabiiliğinin en belirgin olduğu kitabı İşaret Çocukları'dır. Doğal olarak okura en zor anlaşılır gelen kitabı da budur. İşaret Çocukları, Zarifoğlu'nun şiirinin zirvesidir. Denebilir ki Zarifoğlu şiiri zaman içerisinde aşağıdan yukarıya bir gelişme seyri değil, yukarıdan aşağıya bir düşüş seyri takibeder. Tabii ki bu seyir iyiden kötüye doğru değil, en iyiden daha az iyiye doğrudur. İşaret Çocukları'nda varlığı keşfe çıkan bir insanın bu keşfin ilk emare¬leri karşısında duyduğu aşırı heyecanın çığlıklarını, hakikatle ilk temasın acemi telaşım hissederiz."
(Mustafa Aydoğan)
Eserleri :
ŞİİR:
·         İşaret Çocukları (1967),
·         Yedi Güzel Adam (1973),
·         Menziller (1977),
·         Korku ve Yakarış (1985),
·         Şiirler (Bütün şiirleri, 1989).
ÇOCUK KİTABI:
·         Serçekuş (1983),
·         Ağaçkakanlar (1983),
·         Katıraslan (1983),
·         Yürekdede ile Padişah (1984),
·         Motorlu Kuş (1987),
·         Küçük Şehzade (1987),
·         Kuşların Dili (Feridüddin Attar'ın MannTc.At' tarafından sadeleştirme, 1988),
·         Gülücük (1989),
·         Ağaço-kul (1990).
HİKÂYE:
·         İns (1974),
·         Hikâyeler (Bütün hikâyeleri, 1996).
GÜNLÜK:
·         Yaşamak (1980).
ROMAN:
·         Savaş Ritmleri (1985),
·         Anne.
DENEME:
·         Bir Değirmendir Bu Dünya (1986),
·         Zengin Hayaller Peşinde (1999).
OYUN:
·         Sütçü İmam (1987).
SÖYLEŞİ:
·         Konuşmalar (Bütün eserleri no: 3, tsz).


Paylaş: Facebook Twitter Google Plus Pinterest Tumblr

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Sitemizde ki içeriklerini Paylaşım sitelerinden derlenerek eklenmistir. Yedi Güzel Adam hakkindaki hiç bir içerik bize ait değildir. İcerik ihlali olduğunu düşünüyorsanız alkan6363@gmail.com.adresine bildiriniz.